![]() |
|||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||
|
TÜRKİYEDE HAYVANCILIK Tarımsal işletmeler ve tarımsal ürünlerin ekonomi içindeki payı o ülkenin kalkınmasında önemli bir gösterge. Dünya ülkelerine bakıldığında geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelerde tarım, ekonomide ağırlıklı bir yere sahip. Gelişmekte olan ülkeler grubunda yer alan Türkiye'de de tarımın ayrı bir önemi ve yeri bulunuyor. Türkiye bir zamanlar tarımda dünyada kendi kendine yeten ülkelerden biriydi. Ancak, uygulanan yanlış politikalar nedeniyle tarım geriledi; tabi tarımın alt sektörlerinden olan hayvancılık sektörü de... Ülkemizde kırsal kesimde yaşayan nüfusumuzun % 40'ının hemen hemen tamamı hayvancılıkla ilgileniyor. Ülkemizdeki sadece hayvancılık yapan işletmelerin oranı ise % 3'dür. Türkiye'de hayvancılık genelde bütün bölgelerde yapılmaktadır. Hayvancılıkta bölgelere göre bir ayrım yapmak pek mümkün değil. Coğrafi şartlar nedeniyle Türkiye'nin her bölgesi hayvan yetiştirmeye uygun. Ancak, hayvancılık işletme tipleri ve hayvan ırkları konularında bölgeler arası farklılıklar var. Batı bölgelerimizde süt inekçiliği daha fazla gelişmiş iken, doğu bölgelerimizde besicilik ve kombine ırklar gelişmiş durumda. Batıda kültür ırkı ve melezleri oranı çok yüksek iken, doğuda bu oran oldukça düşük. Türkiye, halen doğal olanakları ve coğrafi koşulları ile her türlü hayvansal üretime elverişli bir ülke. Ancak, özellikle 1950'li yıllardan sonra hayvancılıkta uygulanan yanlış ekonomik politikalar sektörde kaynakların verimli kullanımını engelledi. 1928 ila 1998 arası 70 yıllık dönemde hayvan varlığı, sürü kompozisyonu ve hayvansal üretim durumu incelendiğinde özellikle 1980 sonrasında hayvan varlığında önemli bir azalma olduğu görülür. 1928 yılında 6.9 milyon olan sığır sayısı, 1980'de 15.894 milyona ulaştı. Bu rakam 1998 yılında ise yaklaşık 11 milyona geriledi. 1928 yılında 13.632 milyon olan koyun sayısı 1980'de 48.638 milyona ulaştı. Bu rakam 1998 yılında ise 29.435 milyona geriledi. 1928 yılında 8.936 milyon olan Kıl Keçisi sayısı, 1960'da 18.636 milyona ulaştı. Bu rakam 1998 yılına geldiğinde ise 7.523 milyona geriledi. 1928 yılında 3.170 milyon olan Ankara Keçisi sayısı, 1960'da 5.995 milyona ulaştı. Bu rakam 1998 yılına gelindiğinde 534 bine geriledi. 1928 yılında 795 bin olan Manda sayısı, 1960'da 1.140 milyona ulaştı. Bu rakam 1998 yılına gelindiğinde 176 bine geriledi. Hayvancılığı iyileştirmek için yapılan ıslah çalışmaları da, 75 yıllık süre göz önüne alındığında yeterli olmadı. Hayvancılığa en büyük darbeyi ise 24 Ocak kararları olarak bilinen 24 Ocak 1980 ekonomik istikrar tedbirleri vurdu. Uygulamaya konulan ekonomik politikalar, hayvancılık sektöründe telafisi zor tahribatlara yol açtı. Kısacası, 1980 sonrası; Türkiye'de hayvancılığın çöküşünün hızlandığı bir dönem oldu. Yine 1980 sonrasında serbest bırakılan yem fiyatlarının da çok fazla artması hayvancılığı olumsuz yönde etkilendi. Sektörde yaşanan tüm bu olumsuz gelişmeler hayvansal ürünlere de yansıdı. Et ve süt üretimi Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında oldukça düşük kalıyor. Hala da öyledir. Yurda kaçak olarak sokulan hayvanlar da sektöre büyük bir darbe vurdu Koyun varlığında meydana gelen azalışın en büyük nedeni ise yıllardır devam eden mer'a tahribatıdır. 1935 yılında 44.3 milyon hektar olan çayır ve mer'a alanları 1996 yılında 12.8 milyon hektara geriledi. Mer'a kanunu ise ancak 25.02.1998 tarihinde çıkarılabildi. Söz konusu yasa Meclis'ten çıkartıldığı halde uygulanamıyor. Yasanın yürürlük kazanabilmesi için gerek mevzuat gerekse finansman konularındaki sorunlar aşılamadı. 76 yıllık Cumhuriyet döneminde hayvancılık ile ilgili olarak alınan başarısız sonuçların en önemli nedenlerinden birisi gerçek anlamda akılcı teknik ve ekonomik politika tedbirlerinin uygulanmamasıdır. Teknolojinin asıl amacı verimliliği artırmaktır. Buna rağmen, Türkiye'de tarımda teknoloji kullanımı anlaşılmadı. Öte yandan hayvancılık için önemli bir doğal kaynak olan çayır ve meralar yok edilerek tarımsal üretime açıldı. Diğer önemli bir neden de başta yem, kredi ve finansman kaynakları gibi girdi maliyetlerinin yüksek olması. Bunun karşılığında da yetiştiricilerin emeğinin karşılığını alamaması. Sonuçta hayvancılık; Cumhuriyetin kuruluşundan beri hükümetler tarafından çeşitli şekillerde iyileştirilmek istenmiş ama; nedense bir türlü başarı sağlanamadı. Bu durumdan en fazla zarar gören "Milletin efendisi olan köylü" de kendi yağıyla kavruldu. Bundan sonra da öyle olacak gibi görünüyor.
HAYVAN SAYILARI 1928 yılında 6.9 milyon olan sığır sayısı, 1980'de 15.894 milyona ulaşmıştır. Bu rakam 1998 yılında ise ortalama 11 milyona gerilemiştir. HAYVAN SAYISI YIL SIĞIR SAYISI 1980 15.894 Milyon 1998 11 Milyon
1928 yılında 13.632 milyon olan koyun sayısı 1980'de 48.638 milyona ulaşmıştır. Bu rakam 1998 yılında ise 29.435 milyona gerilemiştir.
YIL KOYUN SAYISI 1928 13.632 Milyon 1980 48.638 Milyon 1998 29.435 Milyon
1928 yılında 8.936 milyon olan Kıl Keçisi sayısı, 1960'da 18.636 milyona ulaşmıştır. Bu rakam 1998 yılına geldiğinde ise 7.523 milyona gerilemiştir.
YIL KIL KEÇİSİ SAYISI 1928 8.936 Milyon 1960 18.636 Milyon 1998 7.523 Milyon 1928 yılında 3.170 milyon olan Ankara Keçisi sayısı, 1960'da 5.995 milyona ulaşmıştır. Bu rakam 1998 yılına gelindiğinde 534 bine gerilemiştir.
YIL ANKARA KEÇİSİ SAYISI
1928 3.170 Milyon 1960 5.995 Milyon 534 Bin
1928 yılında 795 bin olan Manda sayısı, 1960'da 1.140 milyona ulaşmıştır. Bu rakam 1998 yılına gelindiğinde 176 bine gerilemiştir.
YIL MANDA SAYISI 1928 795 Bin 1960 1.140 Milyon 1998 176 Bin MERALARIN DURUMU 1935 yılında 44.3 milyon hektar olan çayır ve mer'a alanları 1996 yılında 12.8 milyon hektara gerilemiştir. ÇAYIR VE MER'A YIL ORAN(HEKTAR) 1935 44.3 Milyon 1996 12.8 Milyon |
İSTANBUL ET ve GIDA PAZARLAMA SAN.TİC.LTD.ŞTİ.
Mega Center C Blok No.495
Bayrampaşa/İSTANBUL
Copyright © 2007 Her hakkı saklıdır.